Sözcükte anlam neyi ölçer?
Sorular genellikle "Altı çizili sözcük hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır?" ya da "Hangisinde ad aktarması vardır?" kalıbında gelir. Sözcüğün sözlükteki anlamını değil, cümlede kazandığı anlamı bulmak gerekir.
Anlam türleri
- Gerçek (temel) anlam: Sözcüğün akla gelen ilk anlamı: "Ağacın dalı kırıldı."
- Yan anlam: Gerçek anlamla bağını koruyan yeni anlam: "Masanın ayağı", "dağın eteği".
- Mecaz anlam: Gerçek anlamından tamamen uzaklaşır: "Bu adam çok soğuk." (sevimsiz)
- Terim anlam: Bir bilim ya da sanat dalına özgü anlam: "Üçgenin açıları", "sahnede perde kapandı."
Söz sanatları ve aktarmalar
- Ad aktarması (mecaz-ı mürsel): Benzetme amacı olmadan bir sözcüğün başka bir kavram yerine kullanılması: "Ankara bu kararı onaylamadı." (hükûmet), "Sobayı yaktık." (içindeki odunu)
- Duyular arası aktarma: Bir duyuya ait sözcüğün başka bir duyu için kullanılması: "Sert bakışları" (dokunma → görme), "tatlı bir ses" (tatma → işitme).
- Kişileştirme: İnsana özgü bir özelliğin insan dışı varlığa verilmesi: "Rüzgâr ağlıyordu."
- Dolaylama: Bir kavramın birden çok sözcükle anlatılması: "Kuşların padişahı" (kartal), "ay yıldızlı bayrak".
Sözcükler arası anlam ilişkileri
- Eş anlamlı: Yazılışı farklı, anlamı aynı: siyah-kara, okul-mektep.
- Zıt anlamlı: Anlamca karşıt: uzun-kısa. Olumsuzluk eki zıt anlam sayılmaz: "gelmek-gelmemek" zıt anlamlı değildir.
- Eş sesli (sesteş): Yazılışı aynı, anlamı ilgisiz: "yüz" (sayı, surat, yüzmek fiili).
- Yakın anlamlı: Anlamları çok yakın ama aynı değil: "kırgın-küs".
Diğer başlıklar
- Somut / soyut: Beş duyudan biriyle algılanabilen somut (masa, rüzgâr), algılanamayan soyuttur (sevgi, düşünce). Rüzgâr ve koku somuttur.
- Genel / özel: "Çiçek" genel, "gül" özeldir; özel olan, genel olanın içinde yer alır.
- Deyim: Genellikle mecaz anlamlı, kalıplaşmış söz: "göz atmak", "kulak vermek". Öğüt vermez.
- Atasözü: Halkın uzun deneyimlerinden doğan, öğüt veren kalıplaşmış söz: "Damlaya damlaya göl olur."
- İkileme: Anlamı güçlendirmek için sözcüklerin tekrarı: "yavaş yavaş", "eğri büğrü", "ufak tefek".
- Yansıma: Doğadaki seslerin taklidiyle oluşan sözcük: şırıl, çatırtı, miyavlamak.
Sık yapılan hatalar
- Yan anlam ile mecazı karıştırmak. "Kapının kolu" yan anlamdır (gerçek anlamla benzerlik sürer); "kolu uzun adam" (nüfuzlu) mecazdır.
- Duyular arası aktarmayı mecaz sanmamak. Duyular arası aktarmada sözcük zaten mecaz anlam kazanır; soruda "hangi duyu" sorulur.
- Rüzgârı, kokuyu soyut sanmak. Bir duyuyla algılanan her şey somuttur.
